Erdoğanın Tarikatı

Başbakan Erdoğan Halid-i Nakşibendi tarikatının Gümüşhanevi tekkesinde yetişti… Tarikatının kurucusu Şeyh Halid, Irak/Süleymaniyeli… Şeyh Halid’in Anadolu Halifesi Hakkari/Şemdinli’den Seyit Taha’dır. 1880’de Osmanlı’ya isyan eden Şeyh Ubeydullah, Seyit Taha’nın oğludur. 1925 Diyarbakır isyanını tertipleyen Şeyh Abdulkadir de Ubeydullah’ın oğludur… Bilinen yönleriyle Şeyh Seyit Abdulkadir, Osmanlı Devlet yönetiminin üst düzey bir mensubu. 4 Mart 1919’da, Şura-yı Devlet(Danıştay) başkanlığı yapmış önemli şahsiyet. II. Meşrutiyet’le birlikte çığ gibi ortaya çıkan ve adı ‘Kürt ve Kürdistan’ ile başlayıp biten tüm siyasi Kürt örgütlerinin en öndeki ismi. Büyük Nutuk’ta, 1921 Koçgiri isyanının tertipleyicisi olarak hakkında not düşülmüş. 1925 Şeyh Said isyanında açığa çıkmış, yargılanmış, idam cezasına çarptırılmış ve infaz edilmiş siyasi bir kişilik… Bilinmeyen yönleriyle Abdulkadir, tanınmış İslam alimi Abdulkadir Geylani soyundan geliyor[1] ve bu soydan geçmişi, Şemdinli/Bağlar(Nehri) köyünde Sadate Nehri ailesine ulaşıyor. 1800’lerde Kadiri tarikatının en önemli ismi olan bu aile, Şeyh Halid ile birlikte Nakşibendi tarikatına geçiş yapmış[2]. Babası Şeyh Ubeydullah, 1880’de, Osmanlı’ya ilk başkaldıran Nakşibendi şeyhi. Dedesi Seyit Taha, Nakşibendi Kürtler arasında Mevlana Halid-i Bağdadi olarak bilinen Şeyh Halid’in Anadolu halifesi[3]. Şeyh Abdulkadir, 1896’da, Sultan Abdulhamid’e karşı yapılan darbe teşebbüsüne karışmış, ailesinden 20 kişiyle birlikte sürgüne gönderilmiş ve dinsel görüntüsüyle de ağır basan bir şahsiyet[4]. Soy geçmişinin dayandığı 18 ve 19’ncu yüzyıllar, Türk tarihinin önemli siyasi sayfaları; Osmanlı İmparatorluğu’nun Rus savaşları sonucu en ağır toprak kayıplarını yaşadığı bir süreç. Başlı başına 19’ncu yüzyıl, Anadolu’da Bektaşi tekkeleri, Kuzey Irak’ta ise Kadiri tarikatının büyük bir değişim yaşadığı ve Halid-i Nakşibendi tarikatının bölgedeki inanç dünyasının tamamına hakim olduğu bir dönem. Ayrıca, Seyit Abdulkadir’in siyasi ve dini etkinliğini de açığa vuran bu dönem, II. Meşrutiyet’in özgürlük ortamına ve bundan istifade ile başlatılan siyasi ve silahlı Kürt hareketinin ivme kazandığı bir sürece denk geliyor. Kısaca, Seyit Abdulkadir şahsı ve soy geçmişiyle dikkatle üzerinde durulması gerek bir isim. Bu da bizi, haklı olarak, Seyit Abdulkadir üzerinde derin bir çalışmaya sevk ediyor. Hal böyle iken, Türk tarihine yazılmış dini ve siyasi olaylar zincirinde önemli bir yeri olan Şeyh Abdulkadir ve soy geçmişi hakkında yapılmış bir araştırma göze çarpmıyor. Dikkat çeken eserler içinde ise, bilinen bir ‘Abdulkadir’ resmi dışında başkaca bir resmin çizilmemiş olduğunu görmek insanı şaşırtıyor. Dolayısıyla bilinmeyenlere ulaşabilmek için, oldukça derinlerde iz sürmek gerekiyor. Seyit Abdulkadir bu çabalara değiyor çünkü hakkında açığa çıkan her yeni bilgi, günümüzdeki olaylara bambaşka bir bakış açısı kazandırıyor… Şeyh Abdulkadir sayfasına, Hakkari Üniversitesi’nin 24-26 Mayıs 2013 tarihleri arasında gerçekleştirdiği Uluslararası Seyit Taha Sempozyumu ile giriş yapılabilir. Bu resmi etkinliğin sonunda, Abdulkadir’in dedesi Seyit Taha hakkında şu bilgiler veriliyor; “Seyit Taha soyu Abdulkadir Geylani’ye ulaşmaktadır. 13’ncü yüzyılda, Moğolların Abbasilerin başkenti Bağdat’ı yakıp yıkmasıyla beraber Abdulkadir Geylani’nin ahfadı değişik bölgelere dağıldı. Bunlardan biri olan oğlu Abdulaziz, şimdiki Duhok ilinin Akre ilçesine yerleşti. Daha sonra onun çocukları biraz daha kuzeye; önce Stune köyüne ardından da Şemdinli bölgesinin merkezi olan Nehri’ye yerleştiler. Uzun bir süre Kadiri tarikatı üzere irşad faaliyetlerinde bulundular. Molla Salih b. Molla Hacı döneminde Nakşibendî tarikatına geçtiler” [5]. Bu bilgi notunda ismi geçen Seyit Taha, Sadate Nehri ailesindendir. Ailenin atası olarak kabul edilen Abdul Kadir(MS. 1077-1166) Gilan’da doğmuştur[6]. Kısa bir süre sonra Bağdat’a gider ve orada –Hanbeli okulunun esaslarına göre- İslam hukuku hocası olur. Kadiri tarikatının kurucusudur. Abdul Kadir Gilani’nin oğlu Ebu Bekir Hakkari’ye yerleşir. Böylece Nehri ailesi, geçmişten günümüze Geylanizade ismini de kullanır[7]. Ailenin diğer namı olan Nehri, Hakkari/Şemdinli ilçesinin Bağlar köyünün eski adıdır. Seyit Abdulkadir’in ataları, 19’ncu yüzyılın başlarından beri zamanın çok önemli bir yerleşim merkezi olan Nehri’de ikamet ettiği için, bu adı da kullanır. Mevlana Halid’in tarikatına geçinceye kadar aile bu isimle anılmıştır. Tarikat değişikliğinden sonra, ilk halife Seyit Taha farklı isimlerle anılmaya başlar: Altın Silsile’de ‘Seyyid Taha Hakkari’[8]; Halidiye Risaleleri’nde ‘Mevlana Şeyh Seyyid Taha Şemzedini Hakkari’[9]; Güneşler Güneşi’nde ‘Şeyh Seyyid Taha Geylani’[10] olarak tanıtılır. Bu kısa bilgilerle, Seyit Abdulkadir’in Abdul Kadir Geylani soyundan geldiğini ve bu nedenle ‘Geylani’ soyadını kullandığını ve Nehri’de çok uzun yıllar ikamet ettikleri için ‘Nehri Ailesi’ adıyla tanınmış olduklarını görebiliyoruz. Bağdatlı bir soydan gelip Şemdinli’ye yerleştikleri ve Kadirilik’ten Halid-i Nakşibendi tarikatına geçtikleri de bilinenler arasında yer alıyor. Dedesi Seyit Taha’ya gelince, bu tarikatın kurucusu Mevlana Halid’in Anadolu’daki en önemli halifesi olarak karşımıza çıkıyor… Şimdi konuyu biraz açalım… Hollandalı sosyolog Martin Van Bruinessen, ‘Ağa, Şeyh, Devlet’ adlı araştırmasında, Berzenci-Şeyh Abdulkadir bağına ulaşıyor. Buna göre, 1918’te, Musul vilayetinin İngiliz işgalinde olduğu süreçte ‘Kürdistan Yöneticisi’ ilan edilen Şeyh Mahmud Berzenci ile Şeyh Abdulkadir arasında bir soy bağı görüyor, şöyle ki; “1800’lerde Kürdistan’da eskiden beri süregelen iki şeyh sülalesi vardı ve bunların her ikisi de Kadiri tarikatına bağlıydı. Bu sülalelerden biri Berzenci diğeri de Sadate Nehri sülalesidir. Nehri, Hakkari yakınlarında bir köy ve sülale de bu köyün seyitleri olarak adlandırılıyor. Bu, iki ailenin diğerlerine nazaran daha uzun ve sürekli olmasında birçok faktör rol oynamıştır. En önemli faktör ise bu sülalelerin soyunun Kürtler tarafından yaşamış en kutsal kişi kabul edilen Abdul Kadir’e dayandırılıyor olmasıdır… Genelde Kadiri tarikatının halifeleri ne kendileri bağımsız şeyhler haline gelebilirler ne de oğulları otomatikman halife olabilirler. Şeyhlik Berzenci ailesinin tekelindedir. Talabani ailesinin kurucusu Sadate Nehri, benim bildiğim kadarıyla kendisinin bağlı olmadığı (Kürt olmayan, Hintli olan)[11] bir mürşidden icazet alarak şeyh olmuş tek Kürt Kadiri şeyhidir.”[12]. Tüm yollar Halidi Tarikatı’na çıkıyor, oradan Barzani-Talabanilere, oradan da bizimkilere… Erdal Sarızeybek Kaynak: Cemaat ve Barzani

Cevap yaz






  • Yorum yaz

    Türkçü Sözlük kurallarını kabul ediyorum.