Erdemli bir dünyâ diliyoruz.

Küçükken inanılmaz derecede saf bir bala idim.

Sözün gerçek anlamı ile saf.

Bu yüzden zekâ seviyemin ortalamanın altında olduğu düşünülüyordu.
İnsânların yalanlarına kolaylıkla aldanıyordum.

“Şaka” dedikleri şeylerin amaçlarını idrâk edemiyordum.

Dolayısı ile, sürekli olarak “şaka” dedikleri aşağılık ve ciddiyetsiz şeylerle bana zulmedip düştüğüm hâle hep birlikte gülüyorlardı.

Ben o zamân acı çekiyordum ama olup bitenin sebebini anlamıyordum.

Yaptıkları bana amaçsız ve anlamsız geliyordu çünkü insânın sâdece zulmetmekten, alay etmekten zevk alan âdî bir yaratık olduğunu henüz idrâk edememiştim.

Kürt komşularımız vardı. Kürt denilen parazitle ilk tanışmam bu komşuların çocuklarının bana bu yüzden yaptıkları ile başladı.

İşin kötü yanı, bunlar bana zulmederken, öz ablam da bunlarla birlik olup zulme katılırdı.

Kan bağına ihânet edenin hakkının kesinlikle yok edilmek olduğu fikri beynime o zamânlarda girmiş olmalı.

Ablamla aynı kanı taşıyorduk fakat farklı biyolojik türlerden olmalıydık. O sıradan bir insân yani Homo Sapiens Sapiens idi. Benim türüm ise, henüz bilimsel olarak tanımlanmamıştı.

Tüm bunların üstüne, bir de rûh hastası olan babamın baskıları, annemin ise olanlara karşı çâresizliği, ezikliği yüzünden kat kat eziliyordum.

Öyle durumda idim ki, içimden her gün; keşke dünyâya bir göktaşı düşse de her şeye bir son verse diye geçiriyordum.

Eğer öyle bir şey olsa idi, bu kutlu olayın müsebbibi her ne ise, ona minnetdâr olabilirdim.

İnsânlığı ıslah etmek için yapılan toplu katliâmların, hîç de kötü şeyler olmadığı, o zamânki saf ve mâsûm balanın bile dileğinin bu olabildiği gibi, ileride de mâsûm balaların dileğinin böyle olabileceği fikri zihnime o sıralarda kazınmış olmalı.

Emînim, bir göktaşının her şeye bir son verip, hayâtı en erdemli şekilde yeniden inşâ edişini dört gözle bekleyen bir sürü mâsûm bala var.

Bunlar, böyle kutlu bir hâlin tecellîsi için ölmeyi çoktan göze almış.

Eğer o erdemli balaları bulursak, kendi geçmişimizi de kurtarmış gibi olacağımızdan, ne mutlu bize.

Ama eğer onları bulup kurtarmasak bile, onların gönlü bizden yana.

Cevap yaz



    Samimi, sıcak bir yazı olmuş kanım. Özelini bize açtığın için var ol !

    İşbara Alp on 12 Mayıs 2015 yazdı.

    Akbars IsbarAlp,

    Sağolasın kardeşim.

    on 12 Mayıs 2015.
    Cevap yaz

    O masum balalar günümüzde varlar mı bilinmez.
    Balalık çağını çoktan aşmış biri olarak ben bazen bu gibi dilekler içerisinde bulabiliyorum kendimi.
    Ya da kişisel katliamlar kuruyorum zihnimin en aydınlık tepelerinde.
    Katliam aydınlık olur mu?
    Ahlakın, sevginin, kişisel çıkarların pis bir döngüye dönüştüğü hiç bir zaman uslanamayacak usları ve toplulukları yok etmek içinse elbette aydınlık olacaktır.
    Bunun göktaşı ile gerçekleşmesini beklemek daha safiyane bir düş olmakla birlikte kişisel katliamlar belediye otobüsünün durağa bodoslama daldığı, belediye çukuruna istemsizce düşüldüğü, bir buldog saldırısının yaşanabileceği yerlerde dolanma anları ile keskin bir nişancının ıskalamama ve yakalanmama ihtimalinin olduğu mevcut durumlarda olabilir.
    Tabiki bunlar yalnız beyni çamurlaşanlar için seçenekli katliam senaryolarıdır.
    Toplu olanlar için ise daha farklı senaryolar düşünülebilir. Örneğin deprem, sel, nükleer facialar bunlar arasında sayılabilir.
    Dünya var olduğundan beri kir içinde ya da insan var olduğundan beri!
    Kirden arınmış, arı ellerin yoğurduğu hamurun ekmeğini yiyenler her daim insan ayağı, kolu, usu ulaşmamış bir dünya düşlemeye devam edeceklerdir.
    Bu düşünsel dünya mutlak suretle eninde sonunda ulaşılabilir olma varsayımı yüksek bir “Kömen” olarak yer bulacaktır her erdemli Türk’ün gönlünde!

    Aycan on 12 Mayıs 2015 yazdı.

    Yaşa!

    (Yaşa!’nın anlamına, Erdemlilik terimleri başlığından bakabilirsiniz.)

    on 12 Mayıs 2015.
    Cevap yaz

    Ufak farklılıklarla tamâmen benim  küçüklüğüm de böyle.  Hâlen insânın sosyal ilişkilerinin yarısının boş konuşmağa dayalı olduğunu düşünüyorum. Daha doğru tâbirle, “bu gerçeği biliyorum”.  Her millette, fikir ve dîn mensûplarında, çeşitli topluluklarda, çoğunluğu oluşturan kısım, erdemsiz ahmak yığınlarını oluşturan insânsılardır. Bunların kitle bazında yok edilmesi eñ büyük dileklerimdendir.  Şu’ûrlu, erdem gayretli olanlar azınlıktadır.

    Konuyu Türkçülüğe bağlarsak, şunu diyebilirim.  Her ırkçı, kendi ırkının bünyesine meyleden mikrop ve parazitleri ilk farkeden ve bunlarla cengeden antikorlardır. Irkının folklor süzgecinin yargıcıdır. İşte bu süzgeçten geçemeyenlerin, kendi ırkının ıslâh ve ihyâsı içün yok edilmesi gerektiğini, bunun tıpkı ağaç budaması gibi faydalı olduğunu bilen kişidir. Öz temizlenmeden diğer ırklar temizlenmez.

    alpaytekin7 on 12 Mayıs 2015 yazdı.

    Haklısın andam.

    on 12 Mayıs 2015.
    Cevap yaz

    Çok samimi ve düşündürücü

    OTAGMIZVAR on 12 Mayıs 2015 yazdı.

    Yaşa! kardeşim. Sağolasın.

    on 12 Mayıs 2015.
    Cevap yaz



  • Yorum yaz

    Türkçü Sözlük kurallarını kabul ediyorum.