Ömürleri Mezârlıklarda Geçen Türkçüler

Ülkemizdeki fikir akımlarının kendilerine göre artıları ve eksileri vardır. Sosyalistler ve kürdçüler, eylem alanında güçlü, fikir alanında zayıftırlar. İslâmcılar ise hem fikir hem de eylem alanlarında zayıftır. Türkçüler ise fikir alanında oldukça güçlü olmalarına rağmen eylem alanında maalesef zayıftır. Sosyalistler ve kürdçüler  ülke genelinde büyük ses getiren eylemler yaparken, Türkçülerin yaptığı eylemlerden Türkçülerin bile haberi yoktur. Daha doğrusu Türkçülerin pek de eylem yaptığı yoktur. Bu yazıda Türkçülerin eylem alanında neden zayıf olduklarını inceleyeceğiz.

Ülkemizdeki Türkçü sayısı ile Türkçü teşkilât sayısı arasında büyük bir dengesizlik vardır. Zâten sayıları az olan Türkçüler farklı farklı teşkilâtlara ayrılarak, farklı farklı derneklere bölünerek kendilerini bitirmektedir. Güçlü bir eylem için güçlü bir birliğe ihtiyâç vardır. Bu sebeple Türkçülerin birleşmesi gerekir.

Bu bölünmüş Türkçü teşkilâtların ufak tefek eylemleri vardır. Peki nedir bu eylemler? Bu eylemleri bir inceleyelim:

Bâzı Türkçü teşkilâtlar her 3 Mayıs’ta toplanıp Anıtkabir ziyâretine gitmektedir. Öncelikle şu soruyu sormak gerekir: 3 Mayıs ile Anıtkabir’in ne ilgisi vardır? Anıtkabir’i ziyâret etmek için 3 Mayıs’ı mı beklemek gerekir? Anıtkabir’i ziyâret etmek için kalabalık mı olmak gerekir? 3 Mayıs gibi önemli bir günde meydânlarda olması gereken Türkçüler mezârlık köşelerinde günü bitirmektedir. Kızılay’ı, Ulus’u inletmeleri gerekirken hayâtta olmayan Atatürk’ün önünde yere diz vuracak kadar şaşırmışlardır. Ölünün önünde yere diz vurmak nerede görülmüştür?

Bâzı Türkçü teşkilâtlar ise 3 Mayıs’ta pikniğe gitmektedir. Kilometrelerce yol katedip Ankara’ya veyâ İstanbul’a giden Türkçü gençleri bir minibüse tıkıp ormana götürmek hangi yüksek (!) aklın eseridir? Kırım, Türkmeneli, Karabağ, Güney Azerbaycan, Doğu Türkistan gibi Türk elleri tutsaklık zinciriyle sarılmışken, ormanlarda top oynamak, ip atlamak, gülmek, eğlenmek bir Türkçünün yapacağı iş midir?

Türkçü teşkilâtların toplandıkları bir diğer gün ise 11 Aralık, yâni Atsız Ata’nın ölüm yıldönümüdür. Anıtkabir örneğinde olduğu gibi Türkçüler gene mezârlık köşelerinde sürünmektedir. Atsız Ata’nın kabrini ziyâret etmek güzel bir iştir. Ama bu işi bir eylem olarak kabûl edemeyiz. Türk büyüklerinin mezârları elbette ziyâret edilmelidir. Ancak bunu yüzlerce kişi ile yapmaya gerek yoktur. Atsız Ata’nın kabrini tek başına ziyâret eden bir kişinin bulduğu huzûru iki yüz kişi ile ziyâret edenler asla bulamayacaktır.

Türkçü eylemlerin ses getirmemesinin en büyük sebebi yüzlerce kişinin toplanıp sessiz ve kuytu mezârlık köşelerine gitmesidir. Türkçülük geniş kitlelere ulaşamayan bir düşüncedir. Bu nedenle Türkçülerin ıssız mezârlık köşelerinden çıkıp, kalabalık meydânlara inmesi gerekir. Toplu mezârlık ziyâretlerinde ısrâr eden Türkçülere 4 Ağustos’da Enver Paşa’nın kabrini,  25 Ekim’de Ziyâ Gökalp’in kabrini ziyâret etmelerini tavsiye ederim. Böylece yıl içinde yaptığınız eylem (!) sayısı artmış olur.

Cevap yaz






  • Yorum yaz

    Türkçü Sözlük kurallarını kabul ediyorum.