İhtilâl

Soğuk bir kış sabahıydı. Yataktan yeni kalkmış, yüzüme soğuk bir su çarpmış, çay suyumu kaynatmak için mutfaktaki küçük ocağı yakmıştım. Dışarıda büyük bir gürültü vardı. Bu korkunç gürültünün ne taraftan geldiğini anlayabilmek için birkaç sâniye olduğum yerde sessizce bekledim. Sesler evimin arkasındaki işlek caddeden geliyordu. Bu caddeye bakan salona girip, pencereyi açtım. Dışarıda büyük bir kalabalık vardı. Caddenin başındaki büfenin önünde büyük bir insân kuyruğu vardı. Onlarca kişinin ne diye bu büfenin önüne dizildiğini merâk ediyordum. Merâkımı gidermek için dışarı çıkmaya karâr verdim. Mutfaktaki ocağın altını kapatıp, ceketimi ve eldivenlerimi giydim. Caddeye indim ve büfenin önündeki kalabalığa doğru yürüdüm.

Büfenin önüne vardığımda bu büyük telâşın nedenini öğrenmiştim: İhtilâl! Kalabalıktaki insânlara “Ne oluyor?” diye sordum. “Dün akşam ihtilâl olmuş.” dediler. Meğer bunca kişi gazete almak için büfenin önünde sıraya girmiş. Elektriklerin ve telefon hatlarının kesildiğini öğrendiğimde şaşkınlığım iyice arttı. Elektrikleri kesilen insânlar, memlekette ne olup ne bittiğini ancak gazetelerden öğrenebilirlerdi. İhtilâl dün akşam olduğuna göre gazetelerin ihtilâl haberleri baskıya yetişmiş olmalıydı. Hemen gazete kuyruğuna girdim. Kuyrukta o kadar çok insân vardı ki bana gazete kalmamasından korkuyordum. Tam on beş dakîka bekledikten sonra kuyruktaki sıra bana geldi. Büfe çalışanından bir gazete vermesini istedim. Büfedeki son gazetenin bana kaldığını öğrenmenin verdiği mutlulukla gazeteyi aldım ve caddenin yanındaki kaldırımda bulunan banklardan birine oturdum.

Tam gazeteyi açıp okuyacağım sırada caddeye askerî araçlar girdi. Askerler sokağa çıkma yasağı ilân edildiğini duyuruyorlar ve caddedeki insânların evlerine girmeleri gerektiğini söylüyorlardı. Gazetemi koltuğumun altına koyup, evin yolunu tuttum. Eve girer girmez gazeteyi açtım ve iri puntolarla yazılmış şu manşeti okudum: “TÜRKÇÜ İHTİLÂL”

Manşetin altında şunlar yazıyordu: “Dün akşam sekiz sularında ‘Turancı İhtilâl Birliği’ adı verilen eli silâhlı bin beş yüz kişilik grup, Türk Silâhlı Kuvvetlerine âit olan askerî araçlarla Çankaya’daki TBMM binâsı önüne geldi. Burada bir basın açıklaması yaparak ülke yönetimine el koyduklarını belirten Turancı İhtilâl Birliği Başkanı B. B. , Türk Silâhlı Kuvvetleri ile birlikte hareket ettiklerini ama ihtilâli planlayan grubun kendileri olduğunu belirtti. B. B. , konuşmasına şöyle devâm etti: “Türk ırkına mensup olmakla övünen bizler, kendi ülkemizde hiç bu kadar ezilmemiş, Türklüğümüze ve millî değerlerimize alenen saldırıldığını hiçbir çağda görmemiştik. Irkımızın güzel evlatlarına müjdeler olsun! Türklük bitti diyen hâinler bu sesi iyi işitsin! Demokrasi maskesine bürünüp Türk varlığını bu kutsal topraklardan silmek isteyenler kulaklarını dört açsın! Türkiye Devleti’nin geleceği için demokrasiyi kaldırıp, Ulu Türk Kağanlığı’nı kurduğumuzu bütün dünyâya ilân ediyorum. Cumhûrbaşkanı, başbakan ve bütün bakanlar istiklâl mahkemelerine sevk edilmiştir. Siyâsî partiler hiçbir gerekçe gösterilmeksizin kapatılmış, bütün siyâsetçiler tutuklanmıştır. Yarından îtibâren bütün yurtta sıkı yönetim ilân edilecektir. Etnik azınlıkların vatandaşlık hakları ellerinden alınacak ve önemli bir miktârı tehcire zorlanacaktır. ‘Ak Saray’ adlı sarayın adı ‘Gök Saray’ olarak değiştirilecektir. Bu saray, kurultayımız tarafından belirlenen kağanımızın hükümdârlık sarayı olacaktır. Bu şanlı ihtilâl, yüce milletimize kutlu olsun. Tanrı Türk’ü korusun!”

Haberi okumayı bitirince gözlerimin yaşardığını fark ettim. Ağlıyordum ama mutluluktan ağlıyordum. “Budun kurtuldu, budun kurtuldu!” diye bağırıyor, evin içinde koşuşturuyordum.

NOT: Bu öyküyü iki ay önce yazmıştım. Burada sizlerle paylaşmak istedim. Umarım beğenirsiniz.

toreli on 27 Mayıs 2015 yazdı Edebiyat.
Cevap yaz



    Çok hoş, içim bir hoş oldu yalan söylemeyeyim.
    Ama galiba “kendi ülkemizde hiç bu kadar ezilmemiş” derken “ezilmemiş” yerine “ezilmiş” olacaktı

    Cevap yaz

    Okurken insan “Neden olmasın?” diye düşünmüyor değil. Güzel bir öykü olmuş anda eline yüreğine sağlık.

    Bulut on 27 Mayıs 2015 yazdı.
    Cevap yaz



  • Yorum yaz

    Türkçü Sözlük kurallarını kabul ediyorum.