Hun nedir veyâhûd kimdir?

(Bir kısmında “hakîkî insân” yerine Hun yazarak, bu eski yazımı güncelliyorum. )

44. “Tengriken” olacağız, Tengrileşeceğiz.

44.1. Hun nedir veyâ kimdir o hâlde?

44.2. Bana kalırsa: Hun, kâinâtın ortak şuûrunun doruk noktasıdır.

44.3. Hun, Doğa Ana’nın kendisini tanımaya çalıştığı parçasıdır.

44.4. Hun, Tanrılaşma arzusu ile dolup taşmaktadır.

44.5. Bu arzuyu edebî lâf salataları ile bastırmaya münzevîlik, sâdece edebî ma’nâda yaşamaya dervişlik; bu arzuyu şuûrsuzca yaşamaya Narsisizm deniyor.

44.6. Hallâc-ı Mansûr’un heyecânına yenilip açığa vurduğu ve katline sebeb olan sırrı bu idi.

44.7 Giordano Bruno, (Hun olmasa da) kahramanlara özgü ölümüne bu sırrı içinde tutamadığı için yürüdü.

44.8. Spinoza’nın “şefkât” beklediği panteist Tanrısı, hakîkî insânı (Hun’u) arayıştan başka bir şey değildi.

44.9. Nietzsche’nin Übermensch’i Tanrılaşma yolunun geç kalmış ilânından ibâretti.

44.10. Nesimî’nin derisi, Hakîkî İnsân’ı Tanrı gördüğü için yüzüldü.

44.11. Onlara haksız denilemezdi; fakât pek aceleciydiler.

44.12. Bir şeyin tecellî etmesi için gereken vaktin dolması, ortamın hazırlanması mecbûrdur.

44.13. İşte Kaplumbağa Rûhu bu yüzden ağır fakât emîn adımlarla yürümeyi salık veriyor.

44.14. Âvâm, hakîkat adlanan güneşe bakmaya cesâret edemezdi.

44.15. Dolayısı ile Nesimî’ye şunu demek düştü:

44.16. “Bedbext! Senin gözünde tor var. Men ebediyyet üfüqünde doğan güneşem.

44.17. Güneş qürub edende elbette saralar.”

44.18. Atsız’ın Tanrıdağ’da Tanrılaşanlardan bahsetmesi, hep bu sır üzre idi.

44.19. Sonuç: Hun, Tanrı değildir, fakât Tanrılaşacaktır.

Cevap yaz






  • Yorum yaz

    Türkçü Sözlük kurallarını kabul ediyorum.