Dağa Küsen Tavşanlar

7 Haziran 2015 genel seçimlerine tam on beş gün kaldı. Siyâsî partiler seçim propagandalarını var güçleriyle sürdürüyorlar. AKP dîn üzerinden, CHP ekonomi üzerinden, MHP millî bütünlük ve ekonomi üzerinden, HDP de %10’luk seçim barajı üzerinden siyâset yapıyor. Siyâsî partiler artık son kozlarını oynuyor. Adaylar sokak sokak dolaşıp, vaatlerini seçmenlere anlatıyor.

Partilerin ve adayların üzerinde durduğu bir hedef kitle var: Karârsızlar… Karârsız seçmenler hangi partiye oy vereceğini bilmiyor yahut sandığa gitmek istemiyor. Biz bu yazıda sandığa gitmek istemeyen ve demokrasiyle araları pek de iyi olmayan seçmenleri ele alacağız.

Türkiye Cumhûriyeti demokrasiyle (!) yönetilen bir ülke. 18 yaşını dolduran her vatandaşın seçme hakkı var. Peki her vatandaş bu hakkını kullanıyor mu? Tabiî ki hayır! Demokrasiye inanmayan yahut demokrasiyi istemeyen birçok seçmen var. Bu kişilerin sandığa gitmemek için kendilerince haklı sebepleri var. Ancak bu kişilerin kendilerine sormaları gereken bâzı sorular var: “Sandığa gitmeyince demokrasi yıkılacak mı? Oy kullanmamak, seçimin sonucuna önceden râzı olmak değil midir? Siyâsî partilerden herhangi birini desteklemeyen seçmenin, yarın o partileri eleştirme hakkı var mıdır?”

Şimdi bu sorulara cevâp verelim: Sandığa gitmeyince demokrasi yıkılmayacak. Demokrasiyi yıkmak için başka yollar bulmalısınız. Oy kullanmayarak başkalarının tercihini kabûllenmek zorunda kalacaksınız. Desteklemediğiniz bir siyâsi partiye yarın “Şunu böyle yapsaydınız. O öyle olmaz.” gibi eleştiriler getirmeniz de gülünç olacaktır.

Meselâ HDP, demokrasi ile uzaktan yakından ilgisi olmayan PKK’nın siyâsî uzantısıdır. Ama gelin görün ki meydânlarda “demokrasi” vurgusunu en çok yapan parti yine HDP’dir. Yâni PKK’lılar ve bölücüler demokrasiyi bir araç olarak kullanmaktan çekinmemektedir. Peki bu durumda Türkçüler ne yapacak? “Biz demokrasiye düşmânıyız” diyerek Türkiye’nin içinde bulunduğu duruma müdâhale etmeyecekler mi? Ülkenin bölünmesini izleyecekler mi? Elbette izlemeyecekler! Ancak bunun için ilk yol AKP-PKK ortaklığını bitirecek bir hükûmetin kurulmasıdır. Bu da millîyetçi bir hükûmet ile olacaktır. Türkçüler geçmişin fikir tartışmalarını bir yana bırakıp sandığa gitmeli ve düşüncelerine en yakın olan partiyi desteklemelidir. Aksi takdirde Türkiye’yi karanlık günler beklemektedir.

Yazının başında da dediğim gibi: “Sandığa gitmeyince demokrasi yıkılmayacak.” Biz ancak kendimizi kandıracağız. Gün, demokrasiye veyâ siyâsete küsme günü değildir. Gün, Türkiye için bir şeyler yapma günüdür. “Tavşan dağa küsmüş, dağın haberi olmamış.” derler. Biz tavşanların düştüğü duruma düşmeyelim.

toreli on 23 Mayıs 2015 yazdı Siyaset.
Cevap yaz



    Hakkari’deki okuma-yazma bilmeyen kürtler bile koşa koşa sandığa gidip, HDP’ye oy veriyor. Siz hâlâ kime nazlanıyorsunuz? Üniversite mezunu veyâ lise mezunu adamlarsınız, “sandığa gitmeyeceğiz” diyorsunuz. Mâdem siyâsî partileri beğenmiyorsunuz, Türkçü bir parti kurun da üye olalım. Partinizi her alanda destekleyelim. Seçimlerde size oy verelim. “Parti kurmayız biz” diyorsanız nasıl iktidâr olacağınızı anlatın da biz de bilelim.

    40 kişiyle saray basılan çağlarda yaşamadığımızı hatırlatmak isterim.

    toreli on 27 Mayıs 2015 yazdı.
    Cevap yaz

    Guzel bir yazi umarim yararli olur

    RuhAdam on 23 Mayıs 2015 yazdı.
    Cevap yaz

    İş öyle sandığınız gibi tavşan dağ ilişkisi gibi değil kardeşim 🙂 Son genel seçimlerde %13, C.başkanlığı seçimlerinde %27 sandığa gitmedi ayrıca her partinin lideri çıkıp -sizin desteklediğiniz de- ekranlarda ağladı “hep o boykotçuların yüzünden” diye. demokrasi pisliğine elimizi sürmüyoruz, sandık şovuna katılmıyoruz. 8 Haziran günü “hile vardı yeaa” diye ağlayacağınız seçimlere insanları davet etmeniz oldukça samimiyetsiz.

    KaraSancakli on 26 Mayıs 2015 yazdı.
    Cevap yaz



  • Yorum yaz

    Türkçü Sözlük kurallarını kabul ediyorum.